Category Archives: Güncel

Bu oyuncaklar gerçeklerinden daha pahalı

Otuzlu yaşların üzerindeki insanların çocukluk dönemlerinin vazgeçilmez bir oyuncağı olan fakat daha sonra plastikleşen oyuncak arabalar Japonya’da yeniden dirildi. Ancak bu küçük teneke arabalara sahip olmak öyle herkesin harcı değil. Oyuncakların fiyatları modeline göre 25 bin dolara kadar çıkabiliyor.

Çağımızdaki ‘Honda ve Toyota’ların mükemmelliği ve işçiliği 1950′lerde Japonya’da üretilen sürtünmeyle ya da elektrikli motorlarla çalışan metal oyuncaklarda gerçeğe döndü.

Japonya’da ‘buriki’ olarak bilinen ‘teneke arabalar’ Japonların klasik Amerikan otomobillerine olan hayranlığı da eklenince ortaya doyumsuz bir sergi ortaya çıktı.

Amerikan klasiklerine olan hayranlık İlk olarak Chrysler Airflow’un mükemmel bir şekilde modellenmesi ile neticelendi. Ardından diğer markalar geldi. Şu anda bu hayranlık yüzlerce modelle New York’ta düzenlenen “Buriki: Amerikan Otomobillerinin Altın Çağından Japon Teneke Oyuncaklara” isimli sergide sergilenmektedir.

Sergide, Japon işadamı Yoku Tanaka’nın 1961 yılında saklamaya başladığı oyuncak arabalarından 70 tane modelde sergileniyor. İlk sakladığı araba, üzerinde Japon malı yazan 1947 Cadillac Serisi 62 4 kapılı aile arabasıydı. Vitrindeki diğer modeller, pencerelerde yolcularının da çizili olduğu Greyhound otobüsü ile pille çalışan, farları yanıp sönen Pontiac Club de Mer ve Lincoln Futura gibi konsept otomobiller var.

Sergiye eşlik eden bir kitap yazan galeri direktörü Joe Earle, “Savaş sonrası Japonya’da oyuncaklar, o zaman yoksullaşmış ülkede bastırılmış isteklerin, güzelliklerin ve cazibelerin iyileştiriyor, acısını dindiriyor” dedi. Bu modellere duyulan özlem ve hayaldir. Modellerden bazıları, çok değerli. Örneğin, fuardaki, 1962 Chrysler Imperial modeli tahminen 25 bin dolar. (Vasfiye Özcanbaz)

 

Enerji sorununu ‘dünyanın en güçlü lazeri’ çözecek

Amerikalı fizikçiler, dünyanın en güçlü lazerini ateşleyerek enerji krizine bir çözüm sağlamayı umuyor.

California’daki Ulusal Ateşleme Kuruluşu’ndan bilim adamları yıldızların merkezinde bulunan nükleer füzyon türünü yeniden oluşturmak için dünyanın en güçlü lazerini kullanıyorlar.

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, baharda bir grup bilim adamı laboratuarda minik insan yapımı bir yıldızı ortaya çıkarmayı ve bir termonükleer reaksiyonu tetiklemeyi planlıyor. Deneyin amacı, yeryüzünde bulunabilecek en büyük basınçtan, milyarlarca kat daha büyük basınçları ve yüz milyon dereceden daha yüksek sıcaklıkları ortaya çıkarmak. Bunu gerçekleştirmek için bilim adamları ABD’deki elektrik iletme gücünün bin katını, saniyenin milyarda birinde yoğunlaştırabilen bir lazer kullanacak. Füzyon sonucunda 500 trilyon watt enerji açığa çıkacak. Tozdan tamamen arındırılmış hangar büyüklüğünde bir odada, lazer, önce 192 farklı ışık demetine ayrılır ve ultraviyole ışığa döndürülüyor sonra da alüminyum ve betonla kaplanmış hedef çemberin merkezindeki bir kapsüle yöneltiliyor. Tüm bu koşullar altında hidrojen atomlarının muazzam miktarda enerji açığa çıkararak kaynaşacağı umuluyor.

Birçok insan, fosil yakıt kaynaklarının azaldığı ve küresel ısınma korkularının, hükümetleri temiz enerji kaynakları aramaya zorladığı bu dönemde, füzyonu bir çözüm olarak görüyor. Bir füzyon reaktöründe, enerji, elektrik üreten tribünün içinde sıkıştırılacak ışını oluşturmak için kullanılacak.

Böylesine güçlü bir lazer oluşturmak yıllar süren bir planlama ve lazer 192 farklı ışından meydana gelecek. Işınlar, 10 metre genişliğindeki ateşleme odasına gönderilmeden önce amplifikatörün içinden geçecek. Bu odada küçük altın bir hedef duruyor. Dr. Ed Moses, lazerin hedefin her iki tarafındaki deliklerin içine doğru gireceklerini söyledi. Moses, lazer ışınlarının kutuyu saniyenin birkaç milyarda biri kadar bir sürede milyonlarca dereceye ısıtacağını belirterek, “Çok fazla ısınacak ve x-ışını üretilecek. X ışınları hedefi vurduğunda ışınlar hedefi saatte bir milyon mil ile itecek ve bizde burada nükleer füzyon elde etmeyi umuyoruz” diye konuştu.

Ulusal Ateşleme Kuruluşu, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarı’nda kuruldu. İlk füzyon deneyi 2010 yılı sonunda başlayacak. Bu kuruluşta füzyon araştırmasının yanında, gezegenlerin merkezindeki koşullar da oluşturacak. Kuruluşun yöneticisi ED Moses, Güneş’in içindeki şartları oluşturduklarını söyleyerek, “Füzyon, dünyadaki tüm enerjinin kaynağı olduğundan bu, gerçek güneş enerjisine ulaşmak gibidir. Bu, fizik açısından çok heyecanlı olması bir yana bunun ötesinde büyük sosyal, ekonomik ve politik sorunları da çözebilecek bir araştırmadır” dedi. (Vasfiye Özcanbaz)

Sivrisinekler için öldürücü lazer silahı

Amerikalı bilim insanları, sivrisinekleri öldürecek yeni bir lazer silahı geliştirdi.

Yıldız Savaşları silah programında geliştirilen lazer teknolojisi her yıl 1 milyon insanın ölümüne neden olan sivrisineklere karşı kullanılacak. Bu silah, otomatik olarak sivrisineklere kilitleniyor. Kitle imha silahının İngilizce kısaltması WMD’den esinlenerek, Sivrisinek İmha Silahı (İngilizcesinde aynı kısaltma, WMD) adı verilen silah, ABD’yi nükleer bir saldırıdan korumak üzere hazırlanan Yıldız Savaşları planı üzerinde çalışmış astrofizikçi Lowell Wood’un yardımlarıyla geliştirildi.

Projede yer alan bir diğer astrofizikçi Dr. Jordin Kare, CNN’de yaptığı açıklamada, “Bu silah dakikalar içinde milyonlarca sivrisineği öldürebilecek. Sivrisineklerin yok olması ekosisteme zarar vermeyecek. Çünkü onlarla beslenen canlılar yok. Hiç kimse sivrisinekleri özlemeyecek” dedi.

Sıtma, dişi sivrisineklerin ısırıklarında insanlara geçen parazitler sayesinde yaşamı tehdit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre,sıtma tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak görülüyor ve her 30 saniyede bir Afrikalı çocuğun ölümüne yol açıyor. Her yıl küresel olarak 300 milyon sıtma vakası olduğu ve bunun 1 milyondan fazlasının ölümle sonuçlandığı tahmin ediliyor.

WMD lazer, sivrisinek kanatlarını çırparken çıkan ses frekansını algılıyor. Bilgisayar lazeri ateşliyor, kanatları yanan sivrisinek ölüyor. Projeye Microsoft’un kurucusu Bill Gates de destek veriyor. Bir uzman, köylerin üzerinde bu lazere sahip insansız uçakların devriye gezerek bir gecede milyarlarca sivrisineği öldürebileceğini söyledi. (Vasfiye Özcanbaz)

Facebook ve MySpace çocukların beyinlerine zararlı

Bir nörobilimci Facebook, MySpace ve diğer sosyal içerikli web sitelerinin çocukların beyinlerini etkileyerek daha fazla bencil olmalarına yol açtığı ve dikkatlerini azalttığı konusunda aileleri uyarıyor.

Oxford Üniversitesi’nden nörobilimci Susan Greenfield sitelerdeki iletişimin içeriği ve niteliğinin beyin gelişimini engelleyebildiğini söyledi. Greenfield bilgisayar oyunlarına, aksiyon filmlerine, chat odalarına ve sosyal ağ sitelerine maruz kalmayla dikkat eksikliği olan bir nesil ortaya çıktığını belirtiyor. Buna örnek olarak, 30 yaşlarında bir öğretmenin kendisine öğrencilerinin diğerlerini anlama yeteneklerinde çok net bir sapma olduğunu söylediğini açıkladı.

Ayrıca, Toxic Childhood kitabının yazarı Sue Palmer ise, “Çocukların beyin gelişimleri hasar gördü, çünkü çocuklar binlerce yıldır eğlendikleri aktivitelerle meşgul olmuyorlar. Ben teknolojiye ve bilgisayara karşı değilim. Fakat çocuklar bu sosyal sitelere alışmadan önce insanlarla gerçek iletişim kurmayı öğrenmek zorundaydılar” dedi. (Vasfiye Özcanbaz)

 

Beyin MR’ları beynimizi okuyabiliyor

Bilim adamları, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) sistemi sayesinde bir kişinin aklından neler geçtiğini kolayca anlayabiliyorlar.

Vanderbilt Üniversitesi’nden nörobilimci Frank Tong başkanlığında yürütülen yeni araştırmada, katılımcılara 2 farklı örnek gösterildi ve kendilerine sorular soruldu.

fMRI beyin tarama sistemi kullanılarak, araştırmacılar yüzde 80 doğruluk payı ile her kişinin 11 saniye sonra hafızasında 2 örneği tutabildiğini gördüler. fMRI görüntüleri, kan akışını ölçerek hangi grup nöronların aktif olduğunu ortaya çıkardı.

Tong, diğer nöronların yatay ya da köşeli örneklerle ilişkilendirildiğini, ancak görsel korteks nöronlarının dikey görsel örneklerle daha fazla bağlantılı olduğunu açıkladı. Bu farklılık, görüntüler ekrandan kaldırıldıktan sonra bile araştırma grubunun katılımcıların beynindekini tahmin etmelerini sağladı. Tong, “Beynin görsel bölümlerinin aynı zamanda bir şeyleri hatırlamada aktif olarak rol oynadığını bulduk. Bu daha önce gösterilmemişti” dedi.

New York Üniversitesi Tıp Okulu’ndan radyoloji uzmanı Henry Rusinek, beyindeki V1 diye isimlendirilen “birincil görsel korteks” bölgesinin beynin diğer bölgelerinden serbest olarak karmaşık fonksiyonları gerçekleştirdiğini iddia ediyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Yumurtaya iade-i itibar devam ediyor

Özellikle kollesterol rahatsızlıklarına sebep olduğu için kötülenen yumurtayı yemek için yepyeni bir neden daha ortaya çıktı. Yeni yapılan bir araştırma yumurtanın yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu gösterdi.

Kanadalı araştırmacılar, yumurta proteinlerinin yüksek tansiyon hastalarında kan basıncını düşürmeye yardım ettiğini buldular. Önceki araştırmalar yumurtanın gelişme, kas gücü, enerji sağlama ile kilo almak için yüksek kalitede protein sağladığını iddia ediyordu.

Yumurtanın anahtar besinleri aynı zamanda nöral tüp defekti riskini azaltmaya ve göz sağlığını geliştirmeye yardımcı oluyor.

Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayınlanan, Jianping Wu ve Kaustav Majumder tarafından yapılan yeni araştırmada, kaynamış ve sahanda yumurtanın içinde birçok farklı peptid (güçlü ACE inhibitörleri gibi davranan) bulundu. Ve sahanda yumurtada çok yüksek oranda ACE inhibitörleri aktivitesi saptandı.

Bilim adamları karındaki ve ince bağırsaktaki enzimlerin yumurta sayesinde bu peptidleri ürettiğini buldular. Yumurtanın kolesterollü olması nedeniyle kalp hastalığı riski taşıdığı konusundaki kaygılar azaldı. Son araştırmalar sağlıklı insanların kalp hastalığı riskini artırmadan yumurta yiyebileceklerini ileri sürüyor.

Araştırmacılar, yumurtanın kolesterol seviyesi üzerinde çok az etkisi olduğunu gösterdiler. Yeni araştırma, aynı zamanda kalp hastalıkları için başka bir risk olan hipertansiyonu da azaltmaya yardımcı olduğunu gösterdi. (Vasfiye Özcanbaz)

 

Kamyon yazıları internete taşındı

İlk olarak kamyon kasalarının arkalarına yazılan sloganlarla tanıştık bu tür yazılarla.

İnsanlar kendilerini veya o andaki ruh hallerini bu şekilde yazıya dökerlerdi kullandıkları kamyonların kasalarına: “Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza”, “Ceketi atarım asfalta yatarım’, “Şoförsün dediler, kızı vermediler” gibi. Hatta yıllardır direksiyon sallamaktan yorgun düşen bir şoförün içinde ukte kalan, okuyamayıp direksiyon başında ömür tüketmenin acısını “Baba parası değil, 4 yıl lisans, 2 yıl master ve doktora teri Baba yorgun, dalaşma” şeklinde dile getirmesi gibi.

Yıllar geçti teknoloji değişti, kamyonlar gelişti. Kamyon kasalarında yazan yazılar değişen zaman ve gelişen teknoloji uyumlu olarak sürerken bu tür notlara önce duvar yazıları eklendi. Gazetelerde, dergilerde, internette, kafelerde duvar yazıları köşeleri açıldı.

Günümüzde diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtıyor denerek kamyon yazıları yasaklandı, modası geçtiği için bu duvar yazıları köşeleri kapandı, ancak artan bilgisayar ve internet kullanımı ile yeni bir efsane ortaya çıktı. Daha uzun yıllar boyunca hayatımızda bulunacak olan “sosyal ortam” yazıları.

Ofiste çalışırken evde vakit geçirirken diğer arkadaşlarınızla görüşmenize sağlayan Msn, Facebook ve Twitter’da kamyon yazılarına taş çıkartırcasına yazılar bulunuyor. İnsanlar, sevdalarını, hüzünlerini, sevinçlerini, kimi zaman edebi, kimi zaman kinayeli, kimi zaman da düşündüren bir şekilde kamyon yazılarında olduğu gibi bu kez dijital ortama not olarak düşmeye başladı.

İşte güldüren ve düşündüren birbirinden ilginç dijital atasözleri:

No nick.. no name.. no game..

İnterneti kes, hayata bağlan…

Bak ibret al yere düşen yaprağa, o da eskiden yukarıdan bakardı toprağa

Ahh Osmanlı ahh nerdesin..

Gözümde ne cennet sevdası, ne de cehennem korkusu

Siyahın kaderi suçlanmak, beyazın kaderi kirlenmek

Şimdi yürüdüğüm yollarda yoksun hayalin belki benimle ama varlığın hiç olmadığı kadar uzakta, hoşça kal sonsuzluğa

Adres yaz 054x xxx xx xx’e gönder gelip ağzını burnunu kırayım…

Ya benimsin yada karatoprağın

Çölde bahçıvan olmak

Küstümm işteeee yhaaaa..!!!

Pufff yhaaa çook skılıorumm birilerine de küstümmmm …(((

Yanarım ateş olurum, kendime yokuş olurum… gecelerde seni ararım, gündüze seni sorarım…

Ne kadar değişirsen değiş, Nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı…

Ben Kendimle Mutluyum!

Bugün benim doğum günüm:)

Nescafe bile 3ü1 arada, ben yalnızım…

Errorla mücadele…

Benim gibisini google’da arasan bulamazsın…

Baba beni okula gönder devamsızlıktan kalıcam yoksa…

Rekor insanın kendine yakışanı kırmasıdır…

Güzel asmadan çıkar güzel yaprak, marifet o yapraktan güzel dolma yapmak…

Her sokakta kavgamız, her duvarda yazımız, her karakolda namımız ve her genç kızın çantasında bir fotoğrafımız vardır…

Az kaşardan tost, çok kaşardan dost olmaz…

Hayat üç buçukla dört arasındadır. Ya üç buçuk atarsın yada dört dörtlük yaşarsın…

Bugün 23 nisan, oha falan oluyor insan

Bençokayrılıklaryaşadımoyüzdenherşeyibitişikyazdım…

Yangında ilk beni kurtarın…

Ç-evrimdışı

Sev ama mevsimlik olmasın, yaz’ın açıp kış’ın solmasın…

Edison elektriği buldu ama parasını biz ödüyoruz, Pehhh…

En son gülen sen olacaksın… Çünkü geç anlıyorsun…

Yerin kulağı vardır, benimde kulağım var. Ben yer miyim ? Yemem!..

Bilmemek ayıp deil yeter ki çaktırma…

Bu çekicilik, bu asalet, hele o büyülü gözler. Allah bütün güzelligi bir kişide toplamış. neyse benden çok bahsettik. sen nasılsın?..

Kaynanamı kaybettim görenlerin görmezlikten gelmeleri rica olunur…

Windows media player’daki unknown artist…

Nükleer.Başlıklı.KIZ

Canım sıkıldı senden, nick değiştirdim emesenden…

Orada olduğunu biliyorum, kaçamazsınnn…

Düzeyli bir sohbete var msn ?..

Polat alemdar’ı haraca bağlayan nacizane kişilik…

Zenci mahallesindeki solaryumcu. (Aydın Özcanbaz)

Mentollü sigara daha çok bağımlılık yapıyor

Uzmanlar, mentollü sigaranın daha fazla bağımlılık yaptığını ve bu nedenle bırakılmasının daha zor olduğunu buldular.

New Jersey Üniversitesi Tıp ve Dişhekimliği Fakültesi (UMDNJ) ‘nde yapılan yeni araştırma, Halk Sağlığı Okulu’nun Tütün Bağımlılığı Kliniği’nde tedavi olan bin 700 sigara tiryakisini kapsıyor. Araştırma sonuçları, “light” sigaraların nikotin ve toksinlerin sertliğini maskelediğini ve bu şekilde onu daha çok bağımlılık yapar hale getirdiğini gösteriyor.

UMDNJ Robert Wood Johnson Tıp Okulu’nda bağımlılık psikiyatrisi bölümünde araştırmacı olan Kunal Gandhi, “Önceleri mentollü sigara kullananların sigara başına ciğerlerine daha fazla nikotin ve karbon monoksit çektiklerini bulmuştuk. Bu araştırma bize, günde daha az sigara içmelerine rağmen mentollü sigara içenlerin sigarayı bırakmada daha çok zorlandıklarını gösterdi” dedi.

Araştırmacılar, bilhassa Amerika’da yaşayan Afrikalılar ile Latin Amerikalılar arasında mentollü sigarayı bırakmanın daha zor olduğunu buldular. Tütün Bağımlılığı Programı’nın yöneticisi Jonathan Foulds, sonuçların sigaralardaki mentolün etkisiz tatlandırıcı olmadığını kanıtladığını belirterek, “Mentol nikotin ve toksinlerin sertliğini maskeliyor, sigara içmeyi etkileyerek, onu daha ölümcül ve bağımlılık yapar hale getiriyor” diye konuştu. Sigara içen Amerika’da yaşayan Afrikalıların yüzde 80′inden fazlasının kendi kliniklerinde tedavi gördüğünü ve mentolsüz sigara içenlere göre sigarayı bırakanların oranı daha az olduğunu söyledi.

Araştırmacılar, mentolün serinletici etkisinin her sigaradan daha fazla nikotin çekmeyi kolaylaştırdığına ve bu şekilde ciğerlerde daha güçlü ve bağımlılık yapan nikotin dozunun biriktiğine inanıyorlar. Foulds, “Amerika’da yaşayan Afrikalıların yüksek oranda akciğer kanserine yakalanmalarının bir sebebi de bu olabilir” dedi.

Araştırmacılar, bulguların sigarayla ilgili yeni yapılacak yasal düzenlemeler için bir çıkarım olabileceğini umuyorlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Polise bilgisayarları hackleme yetkisi

İngiltere’de polisler, İçişleri Bakanlığı’nın vermiş olduğu izinle mahkeme emri olmadan kişisel bilgisayarları hackleyebilecek.

İçişleri Bakanlığı ve Avrupa Birliği Organizasyonları’nın planı yeni geliştirmesine rağmen, Avrupalı bakanlar bu hareketi geçtiğimiz ay onaylamıştı. Bakanlar, aynı zamanda Britanya’daki bilgisayarlardan bilgi toplaması için polise izin vermenin planlarını yapıyor. Diğer kanun uygulayan ajanslara da bu yetkinin verilebileceği belirtiliyor.

İçişleri Bakanlığı, herhangi bir hacklemenin öncelikle vilayet polis müdürü tarafından onaylanması gerektiğini doğruladı. Aynı zamanda gerekli olduğu takdirde suç araştırması süresince, tüm Avrupa Birliği üyesi eyaletlerin kanun uygulayan bürolarına da aynı şekilde İngiltere’deki bilgisayarları hackleme yetkisi verilmesi de düşünülüyor.

Gönderilen e-posta içerikleri, websitesi browserları ile wireless ağlarının görüntülerini iletecek olan key-logging (klavyede basılan tüm tuşları kaydeden bir program) ve uzaktan araştırma gibi teknolojiler, polisin kullanmayı düşündüğü yöntemlerden sadece bazıları.

Bu taslaklar sivil toplum gruplarını kızdırdı. İnsan hakları örgütü Liberty’nin Başkanı Shami Chakrabarti, Independent Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Bu birisinin kapınızı kırıp içeri girmesinden farklı bir şey değildir. Dokümanlarınız soyulup soğana çevrilecek ve bilgisayar sürücüleriniz ele geçirilecek” dedi. Chakrabarti, bu harekete yasal yollarla karşı çıkmaya hazırlanıyor. (Vasfiye Özcanbaz)

İstanbul’a göktaşı düşse ne olur?

İstanbul’a bir göktaşı düşse ya da daha korkuncu bir nükleer bomba atılsa ne büyüklükte bir alan etkilenirdi hiç merak ettiniz mi?

Bunun ayrıntılarını gösteren çalışma Carlos Labs tarafından hazırlanmış: Ground Zero (Sıfır Noktası) adlı Javascript uygulamasında, istediğiniz bomba türünün ya da göktaşının düşmesini istediğiniz noktayı Google Map üzerinden seçiyor ve ardından “Nuke it!” (Bombala) tuşuna basıyorsunuz. Bombanızın etki alanı harita üzerinde gösteriliyor.

Seçebileceğiniz veya deneyebileceğiniz bombalar arasında ABD’nin 6 Ağustos 1945′te Hiroşima’ya attığı Little Boy, ondan üç gün sonra Nagasaki’ye attığı Fat Man, Sovyetlerin ilk termonükleer denemesinde kullanılan ve Amerikalılarca Joe-4 olarak adlandırılan bomba, yine Rusların 100 megatonluk TNT gücündeki Tsar Bombası var.

İnsanın kanını donduran söz konusu silahların etki alanlarının ne büyüklükte olduğunu ya da olabileceğini görmek açısından ilginç bir çalışma.

Ekran resminde San Francisco’nun büyük çoğunluğunu vuran Amerikan yapımı B61 bombasının etkisi görülüyor. Amerikan Bilim adamları Federasyonu’nun da aynı ya da benzer verileri kullandıkları görülüyor. Federasyon, en ortadaki daire içindeki birçok binanın tamamen yıkılacağını, bir sonraki dairedeki alanda ise yangınlar çıkacağını ve en dıştaki bölgelerin patlamanın şok dalgasından büyük zarar göreceğini belirtiyor. Renkli dairelerin ne anlama geldiğini anlamak için, Amerikan ordusunun nükleer silah testlerinin bazı görüntülerine ve Enerji Departmanı’nın Tarihi Test filmleri sayfasına göz atabilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)